YAZILARIM

PANİK BOZUKLUK


PANİK BOZUKLUK

Panik atak, beklenmedik an ve yerde ortaya çıkan ve zaman zaman tekrarlayan, çarpıntı, titreme, terleme, baygınlık, baş ve çevresinde rahatsızlık, kaslarda gerilme, göğüste sıkışma ve/veya ağrı, midede rahatsızlık hissi, baş dönmesi ve sersemlik gibi bedensel belirtilere eşlik eden (yapılan tıbbi araştırmada bu durumu açıklayacak fizyolojik bir neden olmaksızın), 'eyvah kalp krizi geçiriyorum' 'ölüyorum 'felç geçiriyorum' 'kontrolü kaybedip çıldıracağım' gibi düşünceler ile birlikte yoğun korku ve panik duygularını eşlik ettiği ataklardır.

Bir panik atak ilk 10 dakika içinde şiddetlenir, çoğunlukla 10-30 dakika devam ettikten sonra kendiliğinden geçer. Ancak bazı kişilerde bu atakların kendisi ile ilişkili ne zaman ve nerede olacağı belli olmayan yapısı nedeni ile 'ya yine olursa' düşüncesine bağlı BEKLENTİ ANKSİYETESİ oluşur.

Kişinin; tekrarlayan ataklar ve beklenti anksiyetesi varsa, panik atağın olası felaketleştirilmiş sonuçları ile ilişkili sürekli bir endişe ve üzüntü hissi içindeyse, panik atak yaşamamak için davranışlarını ya da yaşamsal faaliyetlerinde değişim yapıyorsa PANİK BOZUKLUK tan söz etmek gerekir. Panik bozukluğu olan kişilerin %60 ında da atakların gelebileceği yer ve durumlardan kaçınma başlar ki bu durum AGOROFOBİ olarak değerlendirilir.

Bu bölümde size panik bozukluk nasıl gelişir ve neler yapılabilir hakkında bilgi vererek  devam etmek istiyorum. İlk panik atak bazen duygusal yoğunluğun neden olduğu, bazen de aniden ortaya çıkan ancak olağan fiziksel bir belirtinin anormal olarak değerlendirilmesinin neden olduğu, fiziksel değişimlerin - çarpıntı, göğüste ağrı, kolda ve ellerde uyuşma, titreme, sersemlik, baş dönmesi, bayılacak gibi hissetme, mide de rahatsızlık ve kendi bedenine yabancılaşma ya da dış dünya yabancılaşıyor gibi hissetme- 'eyvah tehlikedeyim' 'kalp krizi geçiriyorum' 'ölüyorum' ' felç geçireceğim' 'bayılacağım' ya da 'delireceğim' şeklinde yorumlanması baştaki fiziksel belirtilerin şiddetlenmesine dehşet duygusunun eşlik etmesi ile başlar. Genellikle bu durumda olan kişi yakınındakilerin yardımı ile acil servise gider ilk tetkiklerde bir sorun çıkmaz, ayrıntılı bir değerlendirme için ilgili uzman doktorlara yönlendirir. Ayrıntılı değerlendirmeler sonucunda yaşadığı atak ile ilişkili fizyolojik bir sorun olmadığı öğrenilir. Kişi ilk olarak rahatlar.

Ancak bedenindeki değişimlere duyarlılığın artmış olan kişi bedenimi bir dedektif gibi incelemeye başlar. Bir süre sonra tekrarlayan ataklar yaşar ve sık acil servis ya da doktor başvuruları devam eder. Atakları devam eden kişi de ataklar arası 'ya yine olursa' inancı ile ilişkili BEKLENTİ ANKSİYETESİ gelişir. Bu da sürekli her an atak gelebileceği düşüncesi ile sürekli gergin ve kaygılı hissetmesine neden olur. Üstelik sürekli bu düşünce ve duygu içinde olmaktan dolayı üzgün ve hüzünlü de hisseder.

Bu duygusal değişimlere zamanla atakların gelmemesini kontrol etmek için davranışsal değişimler eşlik eder. Kişi kendinde atağı tetikleme olasılığı olan durumlardan Kaçınma göstermeye başlar. Bu da hayatının yavaş yavaş daralmasına, kendi hapishanesini inşa etmesine neden olur.

Panik bozukluğu olan kişi ne yapmalıdır? Öncelikle bir psikiyatri uzmanı tarafından değerlendirilmesi önemlidir. Diğer taraftan bilişsel davranışçı terapi desteği, kişinin panik bozukluk ile başa çıkmayı öğrenmesi ve tekrarlama olasılığının düşmesi için gereklidir. Terapi sürecinde ilk olarak psikoeğitim çalışması yapılır. Bu kişiye panik bozukluğun neden ve nasıl geliştiği; ne yapabileceği ve ne yapmayacağı ile ilişkili bir eğitim verme sürecidir. Daha sonraki aşamalarda anksiyete nöbeti ile başa çıkma yöntemlerinin öğretilmesine ek olarak tetikleyicilerin ve dolayısıyla anksiyete belirtilerinin üzerine gitme- maruz bırakma çalışmaları ilk denemeleri seans içinde olmak üzere ev ödevleri ile gerçek yaşamda çalışılır. Bu denemelerin sonuçları ile bilişsel yeniden yapılandırma çalışılır. Unutmayın! Panik bozukluk ile yaşamaya mahkum değilsiniz. Diğer taraftan bunu yaşayan da yalnız siz değilsiniz. YALNIZ DEĞİLSİNİZ.